23 Temmuz 2010 Cuma

Bebekliğe veda

Bir oğlan çocuğu dün ilk kez berber koltuğuna oturdu. Ve kendisiyle annesini kan ter ve kıl içinde bırakarak veda etti bebeklik buklelerine.

Sonra bu sabah, yeni küçük oğlan çocuğu haliyle poz verdi annesinin objektifine. Annesi bilgisayarda seyrederken oğlunu müthiş duygulandı. Şaşırdı onun böyle büyüdüğüne. Bakışlarında anlamlar biriktirdi oğlan, boy attı, zayıfladı, sallanarak uyumalardan annesinin boynuna sarılarak uyumalara geçti, kendi yemeğini kendi yemeye başladı, yürür idi koşar oldu. Bir oğlan sanki tez çabuk büyüdü. Annesi bugünkü fotoğrafta tüm bunları gördü.

Ve sonra yine bu sabah Ortaçgilden bir zamanlar nefret eden bir kadın, Ortaçgil’in konserini kaçırdığına yandı. Ve şaştı bir zamanlar sevmediği bir şeyi şimdi bu kadar çok sevebilmesine, böyle Ortaçgil şarkılarını uzun uzun dinlemesine, eşlik etmesine. Sevindi değişebildiğine.

Bu sabah sevmediklerini sevebilen bir kadın büyüdüğünü fark etti. Ve bir oğlan bakışlarına binbir anlam katarak büyüdüğünü kanıtlar bir fotoğraf için poz verdi.

Kadının hayatında sevmediği fakat ilerde belki de seveceği binbir sürpriz...
Oğlanın hayatında sevilmeyi ve sevilmemeyi bekleyen binlerce şey...

Değişmek de yaşamak da ne güzel.

Sıradaki Ortaçgil şarkısı kadından oğlan çocuğuna gelsin:

sen, ben...
değirmenlere karşı...
bile bile
 birer yitik savaşçı...
akarız
 dereler gibi
 denizlere...
belki de 
en güzeli böyle...