7 Nisan 2013 Pazar

Yalnızlar kulübü


Merhaba genç adam,

Bir zamanlar (Nuri Bilge Ceylan ödülünü yalnız ve güzel ülkesine ithaf ettiğinde) şöyle yazmıştım bir yerlerde, hepimiz biraz yalniz degil miyiz bu ulkede? bu ulkede cok baskin bir his gercekten de yalnizlik. cunku herkes kendinden farkli olani “oteki”lestirir yalnizlastirir burada. bu ulkede ermeniler yalnizdir, kurtler yalnizdir, okumus yazmislar yalnizdir, hic okuyup yazmamislar yalnizdir, cok konusanlar yalnizdir, az konusanlar yalnizdir.”

Sen de eğer toplumun geri kalanıyla aynı hislerle dolup taşmıyorsan, aynı verilerle aynı sonuçlara ulaşmıyorsan çok, pek çok kez yaşayacaksın bu yalnızlık hissini…

Ben neden yalnızım peki… Bazen çok basit şeylerden, mesela kahvaltıda çay içmediğimden, çayı hiç sevmediğimden… Efenim bir devlet kurumunun başından TCnin kalkmasını, efenim bayrağı, efenim vatanı, efenim toprağı, efenim andımızı hiç umursamadığımdan. Ve din denen naneyle ilgili hiçbir şey hissetmediğimden. Birinin eğer bir ilan metni hazırlamıyorsa ayrı yazılması gereken sıradan bir "de"yi "da"yı ayrı yazmamasını  umursamadığımdan.

Dedim ya herkes biraz yalnız bu ülkede... Hayat sana yalnız olduğunu hatırlatmak için hiçbir fırsatı kaçırmaz.

Ama! Gel gör ki bazen de sana “bak o da yalnız” der. Ve mesela işte bu yalnızlıklardan nice aşklar, nice dostluklar doğar. Baban mesela bir başka yalnız olarak girer hayatıma, bir ömür eli sıkı sıkı tutulur. Aşkla, dostlukla çoğalınır.

Senin okulunla ilgili pek çok konuda yalnızlık hissinden sonra ve senin adına bir karar almanın ağır sorumluluğuyla nihayet bir tercih yaptık. Belki bir zamanlar kendini yalnız hisseden ve birbirini buldukça çoğalan insanlardan oluşan Başka Bir Okul Mümkün Kooperatifi’nin üyesi oluyoruz. Sen umarım “ezilen” olmadığın, rahatça kendini ifade edebileceğin, gelir geçer (ve bizim genelde hiç umursamadığımız) konularda ceza almayacağın, yarış atı gibi koşmayacağın, soğuk günlerde senin için bir anlam ifade etmeyen törenlerde ayakta saatler geçirmeyeceğin, sadece sınavlarla değerlendirilmeyeceğin bir okulda okuyacaksın.

Seni de bizi de yeni bir dönem bekliyor… Bu kararla birlikte biz de artık, yabancısı olduğumuz “karşı yakaya” geçiyoruz. Sen doğduğun evden sonra ilk kez bir başka eve taşınıyorsun falan filan…

Hayatın boyunca zaman zaman kendini yalnız hissedeceksin. Hissetmelisin de. Ama başka bir okulun, başka bir sokağın, başka bir işyerinin, başka bir bakış açısının mümkün olduğunu da hep bilmelisin.

Başka bir hayat gerçekten mümkün oğlum. Çünkü hayat aslında yalnızlar için daha umut dolu.

Seni büyümüş, anlayan kara gözlerinden öperim.
Hep çocukluğunu göreceğim gözlerinden…

2 yorum:

Murat Birsen dedi ki...

Ne güzel demiş annen yine fıro, kulağına küpe olası... Murat emmin de ekleyiversin bunun sonuna bir iki bişey. Annenin bahsettiği yalnızlığın içindekiler, başka bir yaşamın varlığını keşfetmek için herkesten çok daha cesur ve kararlı olmak zorunda. Cesaret nedir? Bu klüpte cesaretin tanımı sanırım; her şeye rağmen iyi bir insan olarak yaşayabilmektir. Ha bir de anacığın kıyıp da diyememiş; klüptekilerin kaderinde çok daha fazla acı ve hüsran var gibi görünse de sen buna kulak asma. Çünkü işler yolunda gitmediğinde, her ne olursa olsun iyiliğin izinde yürüyor olmanın verdiği vicdani huzur hızla yaralarını kapatır, yeniler ve çok daha güçlü hissetmeni sağlar. Yaran kapanır kapanmaz da çok daha güçlü ve kendinden emin, cesurca yürür gidersin...

Adsız dedi ki...

Muhteşem bir yazı olmuş, derinde bir yerlere fena dokundu... Ruhunuza, kaleminize sağlık.Bu arada, başka bir okul gerçekten mümkün!