27 Haziran 2008 Cuma

Bekleyiş

14 temmuz için randevu verdiler. Çok uzun geliyor bize bu süre. Birkaç kere yine tıp merkezine gitmeye teşebbüs etsem de bu kez kimi engeller dolayısıyla bir türlü gidemiyorum. Baban sabahları uyandığında hep karnıma koyuyor elini. Seninle iletişiminin ilk adımı bu. Ben de hep içimden konuşuyorum seninle. Seni ne kadar çok sevdiğimi söylüyorum. Henüz duymuyorsun belki ama kimin umurunda...

Geçen süreler boyunca hiç engellemiyorsun beni. Ne kadar uslusun. Ne bir mide bulantısı, ne bir baş ağrısı. Mutlu mesut yaşıyoruz seninle. Senden sonra o çok sevdiğim kahve ve yaz aşkım dondurma en uzak şeyler haline geliyor bana. Baban “en sevdiklerinden nefret ettin ya benden de nefret edersen” diyor. Öyle yakınım ki ona. Onunla kurduğum bu güzel yaşama. Kendimi gerçekten çok ama çok şanslı hissediyorum. Sanki dünyada bir tek onunla mutlu olabilirmişim ve tamamen şansıma onu bulmuşum gibi. Kendimi piyango vurmuş gibi hissediyorum. Hayatın en güzel büyük ikramiyesini almış gibi. Umarım sen de bizimle olduğun için kendini bu kadar şanslı ve mutlu hissedersin. Bunu yaşatabiliriz sana...

2 yorum:

Ceyda dedi ki...

insan anca dostunun mutluluğunu derinden hisseder tıpkı kendi mutluluğu gibi. mutluluktan ağladım demin okurken bu yazdıklarını.
o güzelim bebek çok çok şanslı hissedecek kendisini, senin yavrun olduğu için.. cemalin yavrusu olduğu için..
bekliyoruz sabırla, heyecanla, merakla..
yavruma kardeş olacak yavrun.

Hürücan dedi ki...

Canım ceyda, tam da bu yorumu yazdıktan sonra çalmıştım kapını. Hala dolu doluydu gözlerin. Ne tatlı bir dostluk bu.

Bizim bebemiz sizin gibi teyzeleri olduğu için de çok şanslı hissedecek kendini. E bir de Cansu kardeş var... Daha ne olsun...