24 Kasım 2008 Pazartesi

gözyaşı ülkesi

Fıratçığım,

Annen daha önceki yazılarından birinde alıntı yapmış Küçük Prens'ten "ne tuhaf yer şu gözyaşı ülkesi"...
Bunu okuduğumda aklıma gelen birşeyi paylaşmak istiyorum seninle; bilenler bilir pek de öyle sulugöz bir insan olduğum söylenemez, özellikle de yalnız olmadığım zamanlarda. Düşünsene şu dünyada en yakın olduğum birkaç kişiden biri olmasına rağmen annenin yanında bile ağlamamışımdır. (Yaklaşık iki ay önceki telefon vakasını saymazsak)
Biraz soğukkanlı mıyım neyim bilmiyorum :))

Kardeşim tam üniversiteyi bitireceği sırada garip bir ruh haline girmiştim, ne zaman kardeşimin ismini önünde "mühendis" kelimesini koyarak düşünsem gözlerim doluyor, boğazıma birşey takılıyordu. Bir süre devam eden bu ruh hali, onu cübbesinin içinde diplomasını alıp, kepini diğer yana geçirirken gördüğümde herkesin içinde hüngür hıçkırık bir ağlama tutturmamla son buldu :)

Buna benzer bir diğer ruh hali ise yine kardeşimin askere gideceği dönemde başladı, onu yolcu edeceğim anı düşündükçe yine aynı şey! gözlerimin dolması, boğazımda takılan birşeyler ve tabii sonu havaalanının ortasında bir gözyaşı seli...

Bir süredir gözümün önünde bir resim var. Bir hastane odası burası, annen yatakta, kucağında sen... ne zaman bu anı düşünsem burnumun direği sızlıyor, içimi bir sıcaklık kaplıyor. Sanırım bunun sonunun neye varacağını anlamışsındır Fıratçığım; gayet cool bir insan olduğunu iddia eden teyzenle tanışman bir miktar gözyaşı eşliğinde olacak :)

ama devamında birlikte çok güleceğimize eminim :))

1 yorum:

Hürücan dedi ki...

Öyle gerçekten; her duyguyu yan yana paylaşmızdır da teyzenin ağladığına hiç şahit olmamışımdır. Sadece bilgilendirir beni ağlama ertesinde "dün çok ağladım" diyerek :) Ben de her zaman o neye ağlamışsa bir güzel sinirlenir, küfrederim... Duygulanıp da ağlamalar hariç tabii... Senin doğumun gibi...

Teyzen gibi ben de senin doğduğun anı düşündükçe heyecanlanıyor, ağlama hissiyle doluyorum.

Sanırım dünyaya merhaba derken ağladığında hiç de yalnız olmayacaksın...