26 Ağustos 2008 Salı

Bilinçaltımda ne var?

Mert ismi, teyzenin bu kelimenin (aslında merd) Fransızca'daki anlamını söylemesiyle tarih oldu gibi. Senin Fransız bir sevgilinin olma ihtimalini göz ardı edemeyiz değil mi? Yalnız kız Türkiye'de yaşamayı kabul eder mi ki? Bu geldi şimdi aklıma... Ne olur ne olmaz diye risk almayıp Mert konusundaki kararımızdan dönmesek mi? Böylece ismini söyledikçe bir tuhaf olan kız senden de seni Paris'te yaşamaya ikna etmekten de vazgeçer.

Bu gidişle annelikteki rol modelim, Şener Şen'in Bizim Aile'deki annesi olacak. Hani kurban bayramında nişan koçu kesip de kızın ailesine zar zor bir but gönderen kadın. Haa şey de olabilir; Çöpçüler Kralı'nda oğlu ne zaman evlenmek istese ayılıp bayılan kadın. Neyse ki tüm bu kadınlar eninde sonunda dize geliyorlar. (Yahu şu sevdiğim Türk filmlerinden bir arşiv oluşturmaya başlasam da sen de mahrum kalmasan. Özellikle Münir Özkullu ve Sadri Alışıklı filmlerden...)

Şaka bir yana (evet yavrum dünyanın neresinde, kiminle istersen yaşa. Ben dayanamadığımda "senin baktığın yerde olurum") şu ikinci isim olayı tam bir muamma oldu. Sözlükteki (sözlük dediğimde ekşi sözlüğü anla) "en güzel erkek isimleri" başlığında şu isimleri çok beğendim:
Kuzey
Poyraz
Ayaz
Ateş

Ne buyrulur şimdi buna? İsimler iki kutba yönelmiş, buz gibi olanlar ve yakıcı olan. Nasıl bir bilinçaltım var seninle ilgili... Üzerinde fazla düşünmek istemiyorum, sen de düşünme. 

Bu arada Ateş ismini baban da beğendi ama bu konuda karar elbette abinin. Biz sadece önereceğiz.

Hiç yorum yok: