19 Ağustos 2008 Salı

"Hapis mi?" ve dedenin büyük başarısı

Küçüktüm, bizimkiler balkonda misafirlerle birlikte oturuyorlardı. Söz dönüp dolaşıp babamın hapishane günlerine geldi. Şaşkınlıkla "ne hapishanesi?" diye sordum. Balkondakilerden biri "baban birini bıçakladı ya" dedi, herkes güldü. Benim ise dünya başıma yıkılmıştı. İnanamıyordum böyle bir şeyin olduğuna, misafirler gitmek bilmedi, kimseye bir şey soramadım. Ama o gün sabah çok zor oldu. Babamın, bizimle yüksek sesle bile konuşmamış o adamın, birinin canını yakacağına inanmak istemiyordum.

Sabah olduğunda anneme sordum. Güldü, yok öyle bir şey tabii ki dedi ve dedenin siyasi nedenlerle 3.5 yılını hapishanede geçirdiğini, kimsenin canını yakmadığını, bugün artık o zaman suç olan şeyin suç olmaktan bile çıktığını söyledi. Nasıl rahatladım anlatamam... Babam bildiğim gibiydi işte, güvendiğim gibiydi.

Deden, biz küçükken arada bir ne zor şartlarda okuduğundan bahsederdi. O zaman bunun gündeme gelmesi komik gelirdi bize "evet baba köyün mezarlığındaki lamba değil mi?" derdik. Ama şimdi öyle etkileyici geliyor ki bu bana... Gerçekten de Anadolu'nun küçük bir köyünde yaşayıp çevrende bunun bir tane örneği yokken İstanbul'da mühendislik okumak az buz bir iş değil. Üstelik baban okuduğun okulun adını bile bilmezken...

Elimde değil ben de sana derslerine çalışmadığında zaman zaman dedenin okuma macerasını anlatacağım. Ve sen de elinde olmayarak güleceksin bu anlattıklarıma. Ama ben günü gelince anlayacağını bileceğim, sen günü gelince anlayacaksın. 

1 yorum:

cemal dedi ki...

nedenini biliyorum klavyeme düşen göz yaşının.